9 Mayıs 2016 Pazartesi

mucizeleri yaratmak

Yaşamım ne zaman biraz karışsa, ne zaman çareler görünmez olsa kendimi durdururum. Alırım günlüğümü, başlarım yazmaya. Olan durumu ve bu durumla ilgili tüm duygularımı yazarım. Madde madde yazarım. Şu anda içinde bulunduğum durum şu ve şunları şunları hissediyorum. Evet biraz korkuyorum ve hatta biraz da öfkeliyim, birazdan daha fazla üzgünüm ve kendimi epeyce çaresiz hissediyorum derim mesela. Sadece yazmak bile duygularımı sakinleştirir.
Sonra ne olsa çok sevinirdim, ne olsa harika olurdu diye yazmaya başlarım. Çoğunlukla o an için imkansız gibi görünüyordur gözüme bu yazdıklarım:) Ama yine de yazarım. Geçmiş bitmiş mucizevi bir şeyler olmuş ve herşey çözülmüş olsa ne hissedeceksem bunu hissederim. Çoktan bitmiş geçmiş gibi..

Ve sonra içimde bir duygu oluşur, adı NEDEN OLMASIN!..
Evrenin yaratıcısı, evrendeki büyük enerji ya da siz ismine ne diyorsanız, bu mucize evreni oluşturan büyük gücü düşünürüm. Tüm bunlar olabiliyorsa, benim bana göre büyük ama tüm bunların yanında küçücük olan sorunum neden çözülemesin ki!
Sadece ben o an çözümü göremiyorumdur. Henüz görünür hale gelmemiştir ya da yanı başımda duruyordur ama ben görmüyorumdur. Ve işte bingo! Sorunların katından çözümlerin katına çıkmışım demektir bu! Nasıl olacağını bulmak zorunda değilim, hala çözümü görmüyor olabilirim bu katta, hiç önemli değil. Sadece neden olmasın diyebildiğim ve içimde o duyguyu hissedebildiğim an mucizeler başlar.
Ve görünmez olan görünmeye başlar yavaşça. Bir telefon gelir, bir karşılaşma olur, bir yazıyla, bir kitapla karşılaşırım mesela. D&R da raftan kafama kitap düşmüşlüğü vardır:)
Biz ne zaman ki evde sızlanmayı kesip, çözüme açık hale gelirsek, çözüm için birşeyler yapmaya gönüllü olursak, gerekiyorsa kafamıza kitap düşer, hiç aramayan biri yardım etmeye gönüllü olarak arayıverir birden!
Bunun olması için o kitapçıya gitmiş olmak, telefonlara bakıyor olmak gerekir, yani yorganın altından çıkmak gerekir. Etrafa, çözüm nereden gelecek diyen meraklı gözlerle bakıyor olmak gerekir.
Çözümü henüz göremiyor olmamız, kendimizi bir miktar çaresiz hissediyor olmamız, o sorunun bir çözümü olmadığının kanıtı değildir. Sorun varsa çözüm her zaman ama her zaman vardır. Evrende hiçbirşey tek uçlu değildir, diğer ucuyla, tam zıddıyla birlikte var edilmiştir herşey!

Ve çözüm biz OL'duğuna inanana kadar sakince bekler.

Bazen biz başka yollar araştırırken, o bambaşka bir mucizeyle dikilir önümüze!
Bize düşen tek şey, şu an 5 duyumuzla, sınırlı algımızla anlayamadığımız evrenin işleyişine güvenmektir. Kendimizi sorunların olduğu, acı çektiğimiz, çaresiz hissettiğimiz o zemin kattan,eksi 2. kattan, çözümlerin olduğu, gün ışığının parladığı üst katlara çıkarmaktır.
Bunun adı frekanstır. Hangi frekanstaysak o frekansa denk düşen olaylarla karşılaşacağız. Bu çok normal değil mi?
Arabesk yayınlar yapan bir radyo kanalını ayarlayıp, sonra da bu ne acıklı yayın diye şikayet etmek ne kadar anlamsızsa, soruna boğulup, bunun geçeceğine asla inanmayıp, başkalarını, dünyayı, kaderi suçlamak da o kadar anlamsız.
Değiştir kanalı dostum!
Dinlemek istediğin şarkıyı duyana kadar çevir düğmeyi.
(Artık radyolar çevirmeli düğmelerle çalışmıyor dokunuyorsun kendi buluyor SİBEL! Yaşın kaç senin eskisin galiba biraz:)) 
Tamam işte, artık evren de her zamankinden daha hızlı artık. Sen yaşamak istediğin şeyi düşünüyorsun, o kendi bulup düşürüyor kafana sürprizleri!
Tek yapmamız gereken, ne istiyorsak ona odaklanmak!
Sorunlar varsa çözümlerin de orada olduğunu bilmek!
Nasıl olacağına değil, ne olacağına, sonuca odaklanmak!

Ben bu sayede mucizelerle yaşıyorum.
Bu mucizelere bilerek yada bilmeden aracı olan insanlar var.
Neden son 5 yıldır hiç görüşmediğimiz halde, bana durup dururken mesaj atıp, "şu kitabı okudum aklıma sen geldin, okumadıysan tavsiye ederim" dediğini kendi de bilmiyor..
Ya da neden kapıyı çalıp bu işi ben yapayım diyen onlarca kişi varken, beni arayıp bana teklifte bulunduğunu..


Bazen, sizinle kaynaklarını paylaşacak insanlar. Parasını, zamanını, bilgisini.. Karşılıksız yapacak bunu, hem de siz istemeden..
Bazen, size inanılmaz bir ödeme planı sunacak tam da ihtiyacınız olan bir şey için..
Ve bazen de şu olacak; o adam ya da kadın, binbir tesadüf sonucu sizinle tanışacak! İnanılmaz bir tanışma hikayesini, ilk sefer ki heyecanla herkese anlatacaksınız, birbirinizin ellerini hiç bırakmazken!...

Yeter ki, yorganın altından başımızı çıkarıp, dışarıda milyonlarca çözüm seçeneğinin olduğunu hatırlayalım.
Yeter ki frekansımız arabesk modunda, kendine acıma şarkılarına ayarlı olmasın! 
Mırıldanarak da olsa, olduğunda havalara uçacağımız şey neyse, o şarkıyı söylemeye cesaretimiz olsun!


Mucizelere izin verin..

Öpüyorum kalbinizden..














Bırak ki yaşamın yeniden akmaya başlasın...

Hayatında nefes almak için boşluk alan olmasına izin ver...
En derin öğrenme olayları akışına bıraktığında gerçekleşir...
Olayları kendi akışına bırak...

Hayat,bir öğretmendir!
Yanıtı bilmediğinde,sadece bırak ve hayatın seninle konuşmasına izin ver...
Seni rüyalarının ötesinde harika güzellikte bir yere götürebilir...
Ya da henüz çözümlenmemiş acıların içine sürükleyebilir..........

Nereye varırsan var,sınırsızlığın dopdolu deneyimini kucaklamak için buna ihtiyacın olduğunu bil!
Kendine sevgiyle, bırakmanın armağanını ver...
Sevgiyle hayatı akışına bırak...



11 Nisan 2016 Pazartesi

Kadın Olmak!... Dişil enerji... Hatırla!

Çok sevgili dişiler:)
Dişil enerjimizi hatırlayalım artık!
Çok zor değil, zaten yaradılıştan içimizde hazır programı var...
Çalıştır programı artık!

Bırak dışarı ile uğraşmayı, kendine dön artık... Sen bunu yapmadıkça erkek iyileşmeyecek! Sen iyileşmiyorsun erkek iyileşmiyor dolayısıyla dünya iyileşmiyor...

Neydi kadın olmak?

Akşama kadar televizyona tutsak olmak mıydı? Nerede senin yaratıcı ilham dolu dişil enerjin?

Başkalarında olup sende olmayan para, ev, araba, pırlanta ya da ilişki yüzünden çatır çatır çatlayıp negatif enerjini sağa sola saçmak mıydı kadın olmak?

Başka bir hemcinsinin koynundakine göz dikmek miydi kadın olmak?

Kendi gerçekleştiremediğin hırslarını çocuklarının üzerinden gerçekleştirmeye çalışmak mıydı kadın olmak?

Kaskatı olmak, hiçbirşeyi affedememek, aptalca intikamlar için yaşamak mıydı kadın olmak?

Savaşmak,alicengiz oyunlarına girişmek, istediğin şeyleri elde etmek için her yolu mübah saymak mıydı kadın olmak?

Durumlara kadınsı enerjinin yumuşak ama sihirli gücüyle müdahele etmek yerine, kocandan daha yüksek bir desibelde bağırmak mıydı kadın olmak?

Üzgünüm ama her ne yapıyor, hissediyor ve düşünüyorsan kendin dışında kimseye zararın olmayacak!..

Affedemiyorsan daha da çok affedemeyeceğin şeylerle karşılaşacaksın!
Kıskanıyor kuyu kazıyorsan, kıskançlığın zehirli kuyusundan hiç çıkamayacaksın!
Proje gibi gördüğün o çocuk, seni gururlandıracak şeyleri asla yapmayacak!
Kocan kendine huzur veren birine aşık olacak er ya da geç!
O pırlanta senin boynunu süslemeyecek!
Saygı görmeyecek, sevgiyi hissedemeyeceksin!...

Çünkü sen, ol'mak üzere geldiğin şey değilsin ki!...

Hadi kendini hatırla artık! 
Sevgiyi, şefkati, asaleti, huzuru, sakinliği, yaratıcılığı hatırla!
Akışa uyumlanmayı hatırla!
Değdiğin herşeyi güzelleştirmeyi hatırla!

Gerektiğinde vazgeçmeyi, gerektiğinde susmayı gerektiğinde gitmeyi hatırla!
Gidişin gelişin kadar şık olsun!
Başkalarının tabağında gözün kalacağına kendi tabağını güzelleştir!..

İçini temizle artık! Öfkelerden,hırslardan kurtul! 
Arkadan iş çevirmelerden kurtul!
Zaman o zaman değil ki!
Artık herşey ortada... 

Avatar filminin unutulmaz cümlesini hatırladın mı?
 "SENİ GÖRÜYORUM"
İçini görüyor herkes... Bir tek sen görmüyorsun!... 

Temizlen ve dişil enerjinin enfes güzellikteki ruhunu yerleştir içine artık!

Sibel Soytürk...

15 Aralık 2015 Salı

EFT terapisi nedir? Nasıl uygulanır?.. SİBEL SOYTÜRK

Beni tanıyıp bundan haberi olmayan kaldı mı bilmiyorum ama:)))
İstiyorum ki bu basit mucizeyi herkes öğrensin uygulasın..
EFT.. adı bu..
EFT tüm dünyada binlerce insanın kullandığı bir iyileşme yöntemi..
Neyi iyileştiriyor diye sorarsanız diyeceğim ki herşeyi..
Hastalıklar-Korkular-Fobiler-Takıntılar-Acı-Öfke-Üzüntü-Endişe..................
Bugüne kadar burada hep yüzeysel bahsettim EFT den..İnanılmaz iyileşmeler yaşadığımız halde buradan paylaşmayı tercih etmedim.
Bir yandan bunu herkes kullansın diye çıldırıyorum bir yandan da seanslarımın hastalarla dolmasını istemiyordum ve bu ikilem arasında gidip geldim açıkçası..
Ancak artık bu bilinsin, bunu herkes öğrensin kendine uygulasın ve daha az ilaç tüketsin istiyorum.. Anti depresanların şeker gibi tüketildiğini,çekmecelerin ağrı kesici ve antibiyotiklerle dolu olduğunu gördükçe sizlerle kendi deneyimimi paylaşmam gerektiğine karar verdim..
Benim seanslarımda kullanarak bizzat iyileşmesine yardımcı ve şahit olduğum bazı rahatsızlıkları paylaşayım artık sizlerle.. Ki konunun ciddiyeti anlaşılsın.. Aşağıda yazacaklarım benim seanslarımda kendi şahit olduklarım.. Bu insanlar alışılmış yöntemleri yıllarca deneyip sonuç alamamış ve bir de EFT yi denemeye karar vermiş kişiler..
Vajinismus
Parkinson
Boyun fıtığı
Migren
Diz rahatsızlığı
Her türlü ağrı-baş-mide-bel vs.
Bel-boyun tutulması
Alerjik astım
Uykuda işeme
Kapalı yer fobisi
Uçak fobisi
Kabızlık
Anormal iştah
AYRICA... Affedememe, derin üzüntü, öfkeler, kinler, ayrılığı kabullenememe, kıskançlık, suçluluk ve değersizlik duygusu,geçmişe dair takıntılar, sınav kaygısı, topluluk önünde konuşma korkusu, mülakat korkusu...........
Ben yıllardır eve ağrı kesici almadım..Hayatımda hiç antidepresan kullanmadım.. Birgün EFT ile iyileştiremediğim bir rahatsızlığım olursa elbette ilk işim doktora gitmek olur.
Tıp ve doktorlar iyi ki varlar.. Tıbbi tedavileri reddetmeksizin hiçbir riski olmayan bu yöntemi de öğrenin uygulayın diye, dilim döndüğünce anlattığım programın videosunu ekliyorum.. Umarım iyileşmelerinizi benimle de paylaşırsınız:))
SEVGİLER..

6 Mart 2015 Cuma

Korkan kim? Amigdala olmasın!..

HİİŞŞŞT SESSİZ OLUN AMİGDALA UYANMASIN!..

Ben ona "beynin küçük hınzırı" diye bir sıfat yakıştırdıysam da aslında kendisi hayatta kalmamızda muazzam katkıları olan bir nevi alarm sistemidir. Orta beyinde bulunan badem şeklindeki amigdala olmasaydı, biz araba kullanırken üstümüze doğru gelen freni patlamış kamyonu gördüğümüzde, kaçmak yerine biraz düşünüp en doğru kararı vermeye çalışabilirdik!

Mükemmel bir beyne sahibiz ve amigdala da onun mükemmel parçalarından biri. Eğer bir aslan bana doğru koşuyorsa, amigdalam devreye giriyor! Sindirim, düşünme, cinsel dürtüler gibi o sırada hiç ihtiyaç duymayacağım sistemlerimi kapatıyor ve derhal hızla hareket edebilmem için refleks, adrenalin, yüzümde korku ifadesi oluşturacak olan ilgili yerlere haber verme, tüm gücün bacaklarıma gönderilmesi gibi işlemleri başlatıyor!

Buraya kadar harika! Fakat harika olmayan şey şu ki, biz ne zaman alışıldık, güvenli düzenimizden çıkmak istesek amigdalanın alarm zilleri çalıyor!

Yani birkaç kilo vermek üzere spora başlamak istediğimizde, sevmediğimiz işimizi değiştirmek istediğimizde, yolunda gitmeyen ilişkimizi bitirmek istediğimizde, amigdala korkuyu tetikliyor ve beynimizin bunu tehdit olarak algılamasına neden oluyor.

Bu durumda, kilo vermeye karar verip arkasında koca bir paket cipsi bitirmemiz kaçınılmaz oluyor. Ya da yıllardır hayal ettiğimiz bir projeye başlamaya karar verdiğimizde, beynimiz taze beton dökülmüş gibi davranıyor!

Amigdala savaş ya da kaç şeklinde davranmamız gereken, hayati tehlike söz konusu olan durumlar için harika iş görürken, hayallerimizi gerçekleştirmek üzere değişime karar verdiğimizde bizim en büyük engelimiz olabiliyor. Çünkü onun amacı bizi hayatta tutmak. Mutlu ya da mutsuz olduğumuz onu pek ilgilendirmiyor. 120 kiloyuz ama hayattayız, amigdala için sorun yok. Giydiğiniz kıyafetin yakışmaması onu pek de ilgilendirmiyor. Ne zaman hayati bir tehlike söz konusu olur, o zaman diyete başlamaya ikna olur ve izin verir.

Amigdalanın özellikleri bu kadar değil fakat benim bahsetmek istediğim konu için, bu kadarı yeterli. Eğer merak edenler olursa google'da amigdala ile ilgili çok daha ayrıntılı bilgi mevcut.

Amigdalayı uyandırmadan nasıl değişim yapabiliriz? Bizim mevzumuz bu!

Hani her yılbaşı aldığımız yeni kararlar var ya; uzun ve radikal değişim listelerimiz!

Hani her yıl 1 ocakta karar verip, 1 şubatta yapamayacağımızı anladıklarımız..

Hani her pazartesi için hedef koyup, 5 bininci pazartesi kendimizden umudu kestiğimiz! İşte bunlar hep amigdalanın işleri.

Efendim, biz bu badem kadar amigdalayı idare edemez miyiz sizce?

Tabi ki ederizzz.. Herşeye çözüm bulan japon dostlarımız buna da çözüm bulmuşlar!

Kaizen tekniği denilen harika bir yöntemle büyüyen japon şirketlerinden esinlenerek biz de birkaç kilo verebilir, sevdiğimiz işi yapabilir, hayatımızda bazı değişimleri gerçekleştirebiliriz.

Kaizen minik adımlar atarak büyük değişimler yaratabilen harika bir yöntem. Amigdalayı uyandırmadan minik adımlarla beyinde yeni alışkanlıklar için yeni nöral yollar oluştumaya yarayan bu yöntemi ben de hem kendi hayatımda, hem de danışanlarımın hayatında kullanıyorum. Sonuçlar hızlı ve şaşırtcı kolaylıkta gerçekleşiyor.

Amigdalanın alarmını öttürmeden, minik ama hergün atılan adımlarla değişimi oluşturmak, hem çok kolay hem de zevkli!



İnanmasanız da denemenizi öneririm.

Biz hergün sadece 1 dk yürüyerek spora başladık mesela. Her yediğimiz yiyeceğin ilk ısırığını, ya da ilk kaşığını atarak diyet yapabilmeye başladık. Hergün bir kelime ezberleyerek yeni bir dil öğrenmeye başladık. Hergün 1 lira tasarruf ederek para biriktirmeye başladık.



Şimdi diyeceksiniz ki haklı olara; hergün 1 dk yürüyerek kaç yüzyıl sürer kilo vermek. Ya da hergün 1 lira tasarrufla zengin olmak için kaç yaşam gerekli acaba:)

Yok öyle değil! Sistem tam olarak şöyle işliyor: Hiç zorlamadan daha fazlasını yapmaya çalışmadan, hergün 1dk spor yapan kişinin beyninde yeni alışkanlık için yeni bir nöral bağlantı oluşuyor. Ve kısa bir süre sonra bir bakıyoruz ki, spor yapmadan duramayan bir zihne sahibiz. Her yiyeceğin ilk ısırığını koparıp atan kişi, bir süre sonra kendiliğinden çok daha az yemeye başlıyor.

Yaşamınızda değiştirmek istediğiniz ancak bir türlü başlayamadığınız her ne varsa, minik adımlar yöntemini kullanabilirsiniz. İnanılmaz bir şekilde çok kısa bir sürede beyniniz yeni alışkanlık için size köstek değil destek olmaya başlıyor.

Bu minik adımlar amigdalanın yanından parmaklarınızın ucunda geçmenizi, onu uyandırmamanızı ve alarmları öttürmeden, tüm değişime izin veren beyin zarına kadar ulaşmanızı sağlıyor. Beyin zarı çalışmaya başladığında, beyin arzu ettiğiniz değişim için, yeni bir program yaratmaya başlıyor, yeni sinir yolları döşüyor ve yeni alışkanlıklar oluşturuyor. Kısa süre içinde değişime olan direnciniz yerini değişimden aldığınız zevke bırakıyor.

Haydi.. Şimdi kendinize küçük sorular sorarak, küçük adımlar belirleyin!..

10 kiloyu nasıl veririm yerine; ben 1 kiloyu nasıl verebilirim diye sorun.

Sadece 1 kilo vermek için hergün en miniğinden ne yapabilirim diye sorun.

Hep yapmak istediğim işi en minik adımla nereden başlatabilir hayatıma küçücük de olsa nasıl sokabilirim diye sorun.

Bu ilişkiye heyecanı, sevgiyi, aşkı tekrar getirmek için hergün tek birşey yapacak olsam bu ne olurdu diye sorun.

Daha düzenli olmak adına, hergün evdeki tek bir fazlalığı atabilir miyim diye sorun.

Hergün 1 dk erken kalkabilir miyim diye sorun. 9'a 1 kala kalkın bundan sonra mesela.

Hergün sadece 1 dk doğru şekilde nefes alabilir miyim diye sorun.



Hergün tek bir sigara eksik içebilir miyim diye sorun. Bir paket yerine 19 tane!

Deneyin.. Sadece minik adımlar.. Hergün atılan minik adımlar.. Zorlamak yok! Artırmaya çalışmak yok.Bırakın gerisini mükemmel işletim sistemiyle beyniniz halletsin!

Minicik öpüyorum amigdalayı uyandırmadan :)

18 Eylül 2014 Perşembe

Geçmiş yaşamları temizlemek lazım☺️

Eğer meslektaşlarım size,kendi basına yapamazsın diyorsa, arkanıza bile bakmadan uzaklaşın oradan!
Şuna benzer cümleler duyduğunuzda;

-Geçmiş yaşamlarını temizlemek lazım kendi basına yapamazsın!
-Bilinçaltı kalıplarına ulaşmak lazım kendi basına yapamazsın!
-Öz güvenini yükseltmek lazım,öz değerin eksik kendi başına yapamazsın!
-Çakraların kapanmış kendi basına açamazsın!
-Ruhsal tekamülün için kontratların var kendi basına iptal edemezsin!
-İnisiye olman lazım, yoksa bedenindeki enerjiyi kendi kendine kullanamazsın!
KAÇIN HEMEN😝
Evet bir koç,bir rehber,bir hatırlatıcı sizi hızlandırabilir,bazı değişimleri daha çabuk gerçekleştirmenizi sağlayabilir! 
SADECE BU!
Dünyada mutlu olan herkes koçla mı çalısmış! 
Bu bahsettiğimiz kavramlardan haberi bile olmaksızın, coşkuyla, mutlulukla, doyumla yasayan insanlara ne diyorsunuz o zaman?
HER ŞEYİ KENDİ BAŞINIZA YAPABİLİRSİNİZ!..
Yaşam sadece yeni seçimler yapmanızı bekliyor, bu kadar basit! Gereken her türlü yeterliliğe herkes sahip! 
Eksik bilgi varsa o zaten kendiliğinden size en uygun kanallarla gelecektir!..
Öpüyorum kalbinizden!..

Güzellik..

Gün aydın olsun efendiimmm..

İçimdeki küçük peri bugün güzellikten bahset diyor ısrarla..

Hatta bu sabah gözümü yaz bunları yaz bunları diyen bir sesle açtım:))

Diyor ki;

Güzellik diye dünyanın gözünüze gözünüze soktuğu ölçü ve kalıplara uymaya çalışmaktan vazgeçin!

Diyor ki;

Aynaya bak ve kendindeki güzelliği gör..

Diyor ki;

Kendine bir kez olsun hayran hayran bak!

Eşsiz ve biriciksin.. Senden bir tane daha olmadıgını hatırla..

Yıllardır begenmeye begenmeye küstürdügün bedeninle barıs!

Kendindeki muhteşemligi gör ve yasın kac olursa olsun, beden ölçülerin ne olursa olsun,kendini hayranlıkla kutsa.. Güzelligini sev ve onurlandır..

Ancak bunu yaptıgında bedenin en sağlıklı ve en ısıltılı haline dogru hızla dengelenir!

Kendini şimdi oldugun gibi seyret, sev ve beğen..

Ve tam ben bunu yazarken,fotograftaki tatlı şey balkonuma misafir oldu:))

Aynen öyle der gibi! 

Sibel..

12 Eylül 2014 Cuma

ENERJİMİZİ YÜKSELTİYORUZZZ!

Gün aydın olsun efendiimm☺️

Nefis bir Antalya sabahı!

Sabah kahvemi paylaşmak istedim..

Bu sabah bir önerim var.

Evrenin enerjisini yükseltelim mi bu sabah,kendimizinkiyle beraber!

Önce yaşamımızda var olan bolluklara şükredelim her birlikte!

Sağlığımızda iyi giden herşeye,bu sabah uyanmış olmamıza, hala tepemizde bir çatımız olmasına,  diye başlayıp kendimize özel teşekkür etmek istediğimiz, hayatımızda var olmasından mutluluk duyduğumuz herşey icin minnet hissedelim mi🙏

Sonra da eskiden kalma affedemediğimiz, ya da yeni,halihazırda bizi hala üzen ya da öfkelendiren herkes için dua edelim! Kalplerinin sevgiyle dolmasını dileyelim mesela..

Yapabilir miyiz?

Ben yapıyorum şimdi☺️

Opuyorum kalbinizden..

Dilediginiz hersey gorunur hale gelsin.. Sibel..

11 Eylül 2014 Perşembe

ETRAFIN SENİN YANSIMANDIR SADECE

SİBEL DE KENDİNİ BÖYLE KANDIRIRDI!

Günaydıınnn☺️

Bugün yine içimdeki küçük peri konuşuyor!

Bil ki etrafındaki herkes,ailen,en yakınların,arkadaşların,komşuların,işini yaptığın insanlar, karşılaştığın ve bir şekilde yaşam deneyimine dahil olan herkes,senin enerji seviyene uygun oldukları için oradalar!

Onlarda yargılayacağın birşeyler görüyorsan,kendini hiç kandırma,eğer sen içsel seviyeni o yargıladığın durumların üstüne çıkarabilmiş olsaydın onlar orada olmazlardı!

Derhal yaşamına sana uygun,

uyumlu insanlar girerdi!

Eğer şu an etraf eleştirdiğin özelliklere sahip kişilerle doluysa,bu da sana uygun oldukları içindir!

Şu kandırmaca ile kendini kandırma; ben onlar için gerekliyim,onları yükseltmek için buradayım☺️

Öyle birşey yok! Enerjileriniz tam da birbirine uyduğu için oradasınız ikiniz de!

Bunu nereden biliyorum çünkü Sibel de kandırdı kendini böyle😘

Karşına çıkan her kişi,deneyimine dahil olan her kişi,aslında sensin! Sen onda en çok neden hoşlanmıyorsan, hemen dönüp kendine bakıp,o yanını iyileştirmelisin!

Enerjileri birbirine uymayan iki kişinin bir araya gelmesine imkan yoktur! Onda sevmediğin herşey,kendinde iyileştirmen gereken herşeydir!

Egonu hemen bir kenara koy,iyi ki karşıma çıktı de ve bu kişi benim hangi yanımı gösteriyor diye kendine sor! 

Etrafındaki dünya sadece senin içsel halinin dışarı yansımasıdır! Başka türlü olması da zaten mümkün değildir!

Sibel..

Seviyorum sizi☺️