6 Mart 2015 Cuma

Korkan kim? Amigdala olmasın!..

HİİŞŞŞT SESSİZ OLUN AMİGDALA UYANMASIN!..

Ben ona "beynin küçük hınzırı" diye bir sıfat yakıştırdıysam da aslında kendisi hayatta kalmamızda muazzam katkıları olan bir nevi alarm sistemidir. Orta beyinde bulunan badem şeklindeki amigdala olmasaydı, biz araba kullanırken üstümüze doğru gelen freni patlamış kamyonu gördüğümüzde, kaçmak yerine biraz düşünüp en doğru kararı vermeye çalışabilirdik!

Mükemmel bir beyne sahibiz ve amigdala da onun mükemmel parçalarından biri. Eğer bir aslan bana doğru koşuyorsa, amigdalam devreye giriyor! Sindirim, düşünme, cinsel dürtüler gibi o sırada hiç ihtiyaç duymayacağım sistemlerimi kapatıyor ve derhal hızla hareket edebilmem için refleks, adrenalin, yüzümde korku ifadesi oluşturacak olan ilgili yerlere haber verme, tüm gücün bacaklarıma gönderilmesi gibi işlemleri başlatıyor!

Buraya kadar harika! Fakat harika olmayan şey şu ki, biz ne zaman alışıldık, güvenli düzenimizden çıkmak istesek amigdalanın alarm zilleri çalıyor!

Yani birkaç kilo vermek üzere spora başlamak istediğimizde, sevmediğimiz işimizi değiştirmek istediğimizde, yolunda gitmeyen ilişkimizi bitirmek istediğimizde, amigdala korkuyu tetikliyor ve beynimizin bunu tehdit olarak algılamasına neden oluyor.

Bu durumda, kilo vermeye karar verip arkasında koca bir paket cipsi bitirmemiz kaçınılmaz oluyor. Ya da yıllardır hayal ettiğimiz bir projeye başlamaya karar verdiğimizde, beynimiz taze beton dökülmüş gibi davranıyor!

Amigdala savaş ya da kaç şeklinde davranmamız gereken, hayati tehlike söz konusu olan durumlar için harika iş görürken, hayallerimizi gerçekleştirmek üzere değişime karar verdiğimizde bizim en büyük engelimiz olabiliyor. Çünkü onun amacı bizi hayatta tutmak. Mutlu ya da mutsuz olduğumuz onu pek ilgilendirmiyor. 120 kiloyuz ama hayattayız, amigdala için sorun yok. Giydiğiniz kıyafetin yakışmaması onu pek de ilgilendirmiyor. Ne zaman hayati bir tehlike söz konusu olur, o zaman diyete başlamaya ikna olur ve izin verir.

Amigdalanın özellikleri bu kadar değil fakat benim bahsetmek istediğim konu için, bu kadarı yeterli. Eğer merak edenler olursa google'da amigdala ile ilgili çok daha ayrıntılı bilgi mevcut.

Amigdalayı uyandırmadan nasıl değişim yapabiliriz? Bizim mevzumuz bu!

Hani her yılbaşı aldığımız yeni kararlar var ya; uzun ve radikal değişim listelerimiz!

Hani her yıl 1 ocakta karar verip, 1 şubatta yapamayacağımızı anladıklarımız..

Hani her pazartesi için hedef koyup, 5 bininci pazartesi kendimizden umudu kestiğimiz! İşte bunlar hep amigdalanın işleri.

Efendim, biz bu badem kadar amigdalayı idare edemez miyiz sizce?

Tabi ki ederizzz.. Herşeye çözüm bulan japon dostlarımız buna da çözüm bulmuşlar!

Kaizen tekniği denilen harika bir yöntemle büyüyen japon şirketlerinden esinlenerek biz de birkaç kilo verebilir, sevdiğimiz işi yapabilir, hayatımızda bazı değişimleri gerçekleştirebiliriz.

Kaizen minik adımlar atarak büyük değişimler yaratabilen harika bir yöntem. Amigdalayı uyandırmadan minik adımlarla beyinde yeni alışkanlıklar için yeni nöral yollar oluştumaya yarayan bu yöntemi ben de hem kendi hayatımda, hem de danışanlarımın hayatında kullanıyorum. Sonuçlar hızlı ve şaşırtcı kolaylıkta gerçekleşiyor.

Amigdalanın alarmını öttürmeden, minik ama hergün atılan adımlarla değişimi oluşturmak, hem çok kolay hem de zevkli!



İnanmasanız da denemenizi öneririm.

Biz hergün sadece 1 dk yürüyerek spora başladık mesela. Her yediğimiz yiyeceğin ilk ısırığını, ya da ilk kaşığını atarak diyet yapabilmeye başladık. Hergün bir kelime ezberleyerek yeni bir dil öğrenmeye başladık. Hergün 1 lira tasarruf ederek para biriktirmeye başladık.



Şimdi diyeceksiniz ki haklı olara; hergün 1 dk yürüyerek kaç yüzyıl sürer kilo vermek. Ya da hergün 1 lira tasarrufla zengin olmak için kaç yaşam gerekli acaba:)

Yok öyle değil! Sistem tam olarak şöyle işliyor: Hiç zorlamadan daha fazlasını yapmaya çalışmadan, hergün 1dk spor yapan kişinin beyninde yeni alışkanlık için yeni bir nöral bağlantı oluşuyor. Ve kısa bir süre sonra bir bakıyoruz ki, spor yapmadan duramayan bir zihne sahibiz. Her yiyeceğin ilk ısırığını koparıp atan kişi, bir süre sonra kendiliğinden çok daha az yemeye başlıyor.

Yaşamınızda değiştirmek istediğiniz ancak bir türlü başlayamadığınız her ne varsa, minik adımlar yöntemini kullanabilirsiniz. İnanılmaz bir şekilde çok kısa bir sürede beyniniz yeni alışkanlık için size köstek değil destek olmaya başlıyor.

Bu minik adımlar amigdalanın yanından parmaklarınızın ucunda geçmenizi, onu uyandırmamanızı ve alarmları öttürmeden, tüm değişime izin veren beyin zarına kadar ulaşmanızı sağlıyor. Beyin zarı çalışmaya başladığında, beyin arzu ettiğiniz değişim için, yeni bir program yaratmaya başlıyor, yeni sinir yolları döşüyor ve yeni alışkanlıklar oluşturuyor. Kısa süre içinde değişime olan direnciniz yerini değişimden aldığınız zevke bırakıyor.

Haydi.. Şimdi kendinize küçük sorular sorarak, küçük adımlar belirleyin!..

10 kiloyu nasıl veririm yerine; ben 1 kiloyu nasıl verebilirim diye sorun.

Sadece 1 kilo vermek için hergün en miniğinden ne yapabilirim diye sorun.

Hep yapmak istediğim işi en minik adımla nereden başlatabilir hayatıma küçücük de olsa nasıl sokabilirim diye sorun.

Bu ilişkiye heyecanı, sevgiyi, aşkı tekrar getirmek için hergün tek birşey yapacak olsam bu ne olurdu diye sorun.

Daha düzenli olmak adına, hergün evdeki tek bir fazlalığı atabilir miyim diye sorun.

Hergün 1 dk erken kalkabilir miyim diye sorun. 9'a 1 kala kalkın bundan sonra mesela.

Hergün sadece 1 dk doğru şekilde nefes alabilir miyim diye sorun.



Hergün tek bir sigara eksik içebilir miyim diye sorun. Bir paket yerine 19 tane!

Deneyin.. Sadece minik adımlar.. Hergün atılan minik adımlar.. Zorlamak yok! Artırmaya çalışmak yok.Bırakın gerisini mükemmel işletim sistemiyle beyniniz halletsin!

Minicik öpüyorum amigdalayı uyandırmadan :)

1 yorum:

My Makeup dedi ki...

Süpermiş 🙃 Yeni keşfettim bloğunuzu çok güzel.. takipteyim sevgiler.