9 Mayıs 2016 Pazartesi

mucizeleri yaratmak

Yaşamım ne zaman biraz karışsa, ne zaman çareler görünmez olsa kendimi durdururum. Alırım günlüğümü, başlarım yazmaya. Olan durumu ve bu durumla ilgili tüm duygularımı yazarım. Madde madde yazarım. Şu anda içinde bulunduğum durum şu ve şunları şunları hissediyorum. Evet biraz korkuyorum ve hatta biraz da öfkeliyim, birazdan daha fazla üzgünüm ve kendimi epeyce çaresiz hissediyorum derim mesela. Sadece yazmak bile duygularımı sakinleştirir.
Sonra ne olsa çok sevinirdim, ne olsa harika olurdu diye yazmaya başlarım. Çoğunlukla o an için imkansız gibi görünüyordur gözüme bu yazdıklarım:) Ama yine de yazarım. Geçmiş bitmiş mucizevi bir şeyler olmuş ve herşey çözülmüş olsa ne hissedeceksem bunu hissederim. Çoktan bitmiş geçmiş gibi..

Ve sonra içimde bir duygu oluşur, adı NEDEN OLMASIN!..
Evrenin yaratıcısı, evrendeki büyük enerji ya da siz ismine ne diyorsanız, bu mucize evreni oluşturan büyük gücü düşünürüm. Tüm bunlar olabiliyorsa, benim bana göre büyük ama tüm bunların yanında küçücük olan sorunum neden çözülemesin ki!
Sadece ben o an çözümü göremiyorumdur. Henüz görünür hale gelmemiştir ya da yanı başımda duruyordur ama ben görmüyorumdur. Ve işte bingo! Sorunların katından çözümlerin katına çıkmışım demektir bu! Nasıl olacağını bulmak zorunda değilim, hala çözümü görmüyor olabilirim bu katta, hiç önemli değil. Sadece neden olmasın diyebildiğim ve içimde o duyguyu hissedebildiğim an mucizeler başlar.
Ve görünmez olan görünmeye başlar yavaşça. Bir telefon gelir, bir karşılaşma olur, bir yazıyla, bir kitapla karşılaşırım mesela. D&R da raftan kafama kitap düşmüşlüğü vardır:)
Biz ne zaman ki evde sızlanmayı kesip, çözüme açık hale gelirsek, çözüm için birşeyler yapmaya gönüllü olursak, gerekiyorsa kafamıza kitap düşer, hiç aramayan biri yardım etmeye gönüllü olarak arayıverir birden!
Bunun olması için o kitapçıya gitmiş olmak, telefonlara bakıyor olmak gerekir, yani yorganın altından çıkmak gerekir. Etrafa, çözüm nereden gelecek diyen meraklı gözlerle bakıyor olmak gerekir.
Çözümü henüz göremiyor olmamız, kendimizi bir miktar çaresiz hissediyor olmamız, o sorunun bir çözümü olmadığının kanıtı değildir. Sorun varsa çözüm her zaman ama her zaman vardır. Evrende hiçbirşey tek uçlu değildir, diğer ucuyla, tam zıddıyla birlikte var edilmiştir herşey!

Ve çözüm biz OL'duğuna inanana kadar sakince bekler.

Bazen biz başka yollar araştırırken, o bambaşka bir mucizeyle dikilir önümüze!
Bize düşen tek şey, şu an 5 duyumuzla, sınırlı algımızla anlayamadığımız evrenin işleyişine güvenmektir. Kendimizi sorunların olduğu, acı çektiğimiz, çaresiz hissettiğimiz o zemin kattan,eksi 2. kattan, çözümlerin olduğu, gün ışığının parladığı üst katlara çıkarmaktır.
Bunun adı frekanstır. Hangi frekanstaysak o frekansa denk düşen olaylarla karşılaşacağız. Bu çok normal değil mi?
Arabesk yayınlar yapan bir radyo kanalını ayarlayıp, sonra da bu ne acıklı yayın diye şikayet etmek ne kadar anlamsızsa, soruna boğulup, bunun geçeceğine asla inanmayıp, başkalarını, dünyayı, kaderi suçlamak da o kadar anlamsız.
Değiştir kanalı dostum!
Dinlemek istediğin şarkıyı duyana kadar çevir düğmeyi.
(Artık radyolar çevirmeli düğmelerle çalışmıyor dokunuyorsun kendi buluyor SİBEL! Yaşın kaç senin eskisin galiba biraz:)) 
Tamam işte, artık evren de her zamankinden daha hızlı artık. Sen yaşamak istediğin şeyi düşünüyorsun, o kendi bulup düşürüyor kafana sürprizleri!
Tek yapmamız gereken, ne istiyorsak ona odaklanmak!
Sorunlar varsa çözümlerin de orada olduğunu bilmek!
Nasıl olacağına değil, ne olacağına, sonuca odaklanmak!

Ben bu sayede mucizelerle yaşıyorum.
Bu mucizelere bilerek yada bilmeden aracı olan insanlar var.
Neden son 5 yıldır hiç görüşmediğimiz halde, bana durup dururken mesaj atıp, "şu kitabı okudum aklıma sen geldin, okumadıysan tavsiye ederim" dediğini kendi de bilmiyor..
Ya da neden kapıyı çalıp bu işi ben yapayım diyen onlarca kişi varken, beni arayıp bana teklifte bulunduğunu..


Bazen, sizinle kaynaklarını paylaşacak insanlar. Parasını, zamanını, bilgisini.. Karşılıksız yapacak bunu, hem de siz istemeden..
Bazen, size inanılmaz bir ödeme planı sunacak tam da ihtiyacınız olan bir şey için..
Ve bazen de şu olacak; o adam ya da kadın, binbir tesadüf sonucu sizinle tanışacak! İnanılmaz bir tanışma hikayesini, ilk sefer ki heyecanla herkese anlatacaksınız, birbirinizin ellerini hiç bırakmazken!...

Yeter ki, yorganın altından başımızı çıkarıp, dışarıda milyonlarca çözüm seçeneğinin olduğunu hatırlayalım.
Yeter ki frekansımız arabesk modunda, kendine acıma şarkılarına ayarlı olmasın! 
Mırıldanarak da olsa, olduğunda havalara uçacağımız şey neyse, o şarkıyı söylemeye cesaretimiz olsun!


Mucizelere izin verin..

Öpüyorum kalbinizden..














1 yorum:

edo dedi ki...

süpersinızzzzzz